29 Aralık 2012 Cumartesi


                                                                  

                                                                      SANAT YAPTIM OLDU MU?
                    
                            İlkçağlarda insan,yaşadıklarını,doğal gereçlerle,kendisi ve diğer insanlar için,kendine özgü bir  biçimde mağara duvarlarına resmetmeye başladı.İlk çizginin ve resmin keşfedildiği o günden sonra,zamanla bu olay daha bilinçli ve amaçlı olarak yapılmaya başlandı.Artık "sanat" diye adlandırılan bu eylem,beraberinde onlarca akım,görüş,düşünce ortaya çıkarmış ;yüzlerce yeni sorular sordurmuş ve kitaplar yazdırmıştır.
                           Sanatın ne olduğu,nasıl yapıldığı,amacı,çeşitleri,metafizik,felsefi,soyut-somut,görsel,estetik anlamları hep sorgulandı.Sorgulanıyor da.Bu sorunsallar ve bunlara verilen cevaplar her çağa,her millete ve kültüre göre değişmekle birlikte;teknolojinin ve globalleşmenin,popüler kültürün,siyasetin,doğanın, kısacası dünya üzerinde yaşanan müsbet ya da menfi her olayın sanatı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği görülmüştür.Yani değişen herşeyle birlikte sanatta,yeni anlamlar ve boyutlar kazanmıştır.
                           Günümüz şartlarında,teknollojinin hızla ilerlemesiyle,herşeyin çiğnenmeden yutulması ve aynı hızla geri boşaltılması (!),insanların duyarsızlaşması,savaşlar,açlık,bozuk siyasetler de sanatın şu an ki durumununne olduğu,nasıl yapılması gerektiği,neye sanat denilip neye denilemeyeceğigibi sorunsalları da beraberinde getirmiştir.Döneminde "İnsanların korkunç duygularını renklerle anlatıyorum." diyen Van Gogh,şimdi,optik ortamlarda,teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanılarak yapılan sanatı görseydi ne derdi acaba?Ya da "Ateşin yaktığını sınayarak bilen insan,toprakta yaptığı çömleği pişirir ki;bu da artık sanattır."diyen Aristotales,Dushump'ın "pisuvar" ını görse hala sanat için aynı görüşte olur muydu?Her ne olursa olsun değişen zaman olmamalı yalnızca.Elbette ki sanatta değişecek ve gelişecek...
                          Diğer herşey gibi sanatında hızla tüketildiği,üretilen herşeye sanat denildiğigünümüz popüler kültüründe gerçekleşen tartışmalardan biri de "yüksek sanat,popüler sanattan daha mı değerlidir?" tartışmasıdır.Aslında burada tartışılacak şey "sanat popüler kültürün,emperyalizmin bir oyuncağı olmalı mıdır?" ya da daha doğru bir değişle "üretilen her popüler eser-obje sanat mıdır?" sorularının irdelenmesidir.
                          Tüm estetikçiler,sanat tarihçileri,kuramcıları ve eleştirmenleri hatta sanatçılar "sanat nedir?,ne içindir?" sorularını bir temele oturtmuş; her boyutuyla ele alıp incelemiştir.O halde "Müslüm Gürses sanatçı mıdır?"ya da "Hadise'nin şaekısı sanat eseri midir?" gibi soruları hala tartışıyor olmamız sizce de garip değil mi?Ya da gelenek ve kültürümüzün ayaklar altına alındığı,Türkçemizin katledildiği,masum duyguların son derece dejenere ve yoz yaşandığı pembe dizilerimiz,hangi kaliteli bi oyuncunun,yönetmenin filminden,sanat görüşündenveya hangi sinema akımından etkilenilerek çekilmiştir?Elindeki fırça ve boyalarla,alakasız bir renk kombinasyonuyla,doğayı birebir kopya eden,her resmi bir öncekinin neredeyse tıpkıbasımı olan ve kendini sanatçı olarak nitelendiren vatandaşın,sanatın ne olduğuyla ve realizm ilgili bi fikri var mı acaba?Bilgisayar programının birkaç notayı bir araya getirerek yaptığı melodiye,0-3 yaş çocuklarının diyaloglarına benzeyen sözleri yapıştıran şarkıcının,Beethonev'den ,Suna Kan'dan,Neyzen Tevfik'ten haberi var mıdır?Hatta daha ileri giderek,"yemek yapmak sanattır" diyen zihniyet,bunu salt yemek yapmanın zorluğunu anlatmak için mi yoksa yaptığı yemeklerin değerini arttırmak için mi söylemiş?Peki değer nedir?"Altın sudan daha değerlidir;çünkü daha az bulunan birşeydir."der Matthev Collings.
                           Geçmişte ve günümüzde onlarca sanat adamının emeğini,bir kalemde çöpe atmak doğru mudur?Öyleyse işe nerden başlamalı?Eğitimsiz,az okuyan ya da salt şekilcilikle entellektüel kimliğe bürünen insanların çoğunlukta olduğu memleketimde,bu ve buna benzer tartışmaların biteceğini sanmıyorum.O halde elimizden gelen en iyi şey bunu en aza indirgemek.Yazılı ve görsel basının -ki özellikle görsel basının- bu konuda büyük etkisi olduğunu düşünürsek ve bunların da azınlıkta olduğu için eğitilmesinin kolay olacağından,öncelikleonları eğitmek ve düzeltmekle işe başlayabiliriz.Aslında her meslek alanında ve özellikle okullarda sanat eğitimine gereken önemi versek,sanatı çok daha farklı platformlarda,boyutlarda tartışıyor olabiliriz.Eğer bu tartışmaların,insanların sanatı ve sanatçıyı daha iyi daha iyi öğrenmeleri için gerekli olduğunu düşünenler varsa;sanatı yozlaştırmadan,vıcık vıcık etmeden ve alt kültüre indirgemeden tartışalım."İbrahim Tatlıses sanatçı mıdır,değil midir?" sorusundan yola çıkarak sanatı anlamaya çalışan bi zihniyet zaten işin en başında büyük bir yanılgının içine düşüyor.Neyin sanat,neyin olmadığını tartışmadan önce sanatın ne olduğunu bilmemiz gerekmez mi?O halde çağın tüketim tüketim canavarlığının karşısında hala dimdik durmayı başaran yüksek sanatı popüler kültürün asimile etmesinden koruyalım.Sanat elbette ki tartışılmalı,tartışılacak da...Ancak bu zihniyetle değil !
OMAYRA
                              

                                   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder